Güncelleme:
22.11.2006
             

 

Site içi arama


google'da ara
antikapitalist'te ara


Bolivyalı Sendikacı: “İşçi Kontrolünü hedefliyoruz

Dev bir mücadele dalgasıyla iktidara gelen Evo Morales hükümeti ile hareket arasında yeni gerilimler ortaya çıkıyor
Cochabamba'da polis; gözyaşartıcı bomba, plastik mermi ve coplarla işçilere saldırdı. Havaalanı uçuş pistlerini işgal edenler arasında, Cochabamba'da su özelleştirmesine karşı başarılı bir mücadeleye liderlik etmiş olan sendikacı Oscar Olivera da bulunuyordu. Olivera, "Evo, kardeşle-rine karşı gaz bombası kullanıyor" dedi.
İki sendika militanı Samuel Segas ve Demeizo Sirito: "Yıllar süren kötü yönetim Llyod Aereo Boliviano hava yolarını 60 milyon dolar borç ile iflasın eşiğine getirdi. Mücadele, pilot ve co-pilotlardan başlayarak bütün çalışanları kapsadı. Cochabamba, Tarijal, Santa cruz ve La Paz havaalanlarını işgal ettik. Cochabamba'da şirketi işçi kont-rolü altına almayı tartışıyoruz. Dünya işçilerinin bu çabamızı destekleyeceklerini umut ediyoruz."
Morales sayısız protestolara ılımlı yaklaşırken Cochabamba saldırısı bir istisna oluşturuyor. Bolivya'nın ilk yerli başkanı olan Morales'e destek yüzde 80 oranında, yerliler arasında ise bu destek daha da yüksek.
Daha da önemlisi, Evo Morales başkanlığı bölgede son yirmi yıldır egemen olan neo-liberal politikalardan bir kopu-şu temsil ediyor. Morales hükümetinde çalışma bakanı bir sendikacı, ancak diğer bakanlıklar sağın elinde. Tabandan yükselen hareket ve mücadeleler Morales hükümeti üzerinde baskı oluştururken yerel ve küresel egemenler de hükümeti yukardan sıkıştırıyorlar.
Morales verdiği bir demeçte bu durumu şöyle ifade ediyor:
"Yoksullar, yerli halk, sosyal hareketler ve işçilerin yararına yasalar çıkarmak istiyoruz…ancak başka bir kanun var. Bunlar kilitli kapılar. Bu kilitli kapılar da, başkanlık sarayından değişim yaratmayı engelliyor…kendimi neo-liberal politikaların mahkumu gibi hissediyorum."
Havaalanı işgalinin dışında Cochabam-ba'da iki günlük genel grev, ulusal düzeyde sağlık çalışanlarının iki günlük grevi ile öğretmen ve ulaşım işçilerinin grev ve eylemleri yaşandı.
Hareketin büyük bir kısmı Morales ile birlikte yaşamaktan mutlu iken, grevler mücadelenin devam ettiğini de gösteri-yor.
Morales'i iktidara taşıyan hareketin iki temel talebi var: Birincisi hidrokarbon kaynaklarının kamulaştırılması ile buradan sağlanan gelirlerin yoksullukla mücadelede kullanılması. ikincisi ise anayasanın kurucu bir meclis aracılığı ile değiştirilmesi. Şu anda hareketin bir kesimi kurucu meclisin çağırılmasını beklerken diğer bir kesim mücadeleyi sürdürüyor.
Oscar Olivera ise şunları söylüyor:
"Kaynakların kamulaştırılması ve kurucu meclisin çağırılması dışında toprak reformu ihtiyacı var. Zenginlerin halkı soymaya ve öldürmeye devam etmesini durdurmak ve işledikleri suçların hesabını sormak zorundayız. Kamulaştırmalar da petrol ve gaz tesislerinin ötesine geçerek özelleştirilmiş diğer sanayi ve hizmetleri kapsamalı. Morales'in talep edilen düzeyde bir kamulaştırmaya yanıt vermeyeceğini düşünüyoruz. Morales, sendikaların tabanını ve sosyal hareketleri kurucu meclisten dışlamak için sağ kanat ile bir uzlaşmaya vardı. Toprak reformunun, büyük toprak sahiplerini hedef almayacağının çok net işaretleri söz konusu. Bizce hükümetin yapabileceği şeyler çok sınırlı. Taleplerimiz için mücadele etmeye devam etmek zorundayız."

 

Meksika: Kapitalizme "Ya Basta"

Zapatistalar, Meksika genel seçimleri öncesi anti-kapitalist bir mücadele odağı inşa ediyorlar.
Meksika'da genel seçimler öncesi Zapatistaların yürüttükleri 'Başka Kampanya'sı ivme kazanıyor. Yılbaşından bu yana 1000'e yakın örgütlenmenin desteğini alan kam-panya kapitalizme karşı bir odak yaratma hedefi taşıyor. Bu gelişme Zapatistaların politik erke karşı bütünsel mücadeleyi gündemlerine aldıklarına işaret ediyor.
Kampanya başladığından buyana ülkeyi dolaşan Zapatistalar, anti kapitalist bir Meksika talebini öne çıkartıyorlar. Chiapas, Yucatan, Veracruz ve Tuxtepec'de düzenlenen gösteriler büyük ilgi topladığı gibi ulusal düzeyde de gündem oluşturdu.
Zapatista lideri Marcos, Tuxtepec'de yaptığı bir konuşmada temmuz ayında yapılacak başkanlık seçimlerinde aday göstermeyeceklerine ve verili partileri de desteklemeyeceklerine açıklık getrdi. 'Başka Kampanya' başkent Mexico City'de sonlanacak. Zapatistalar seçimden sonra sonbaharda uluslararası bir konferans düzenleyeceklerini açıkladılar.
Başka bir dünya için başka bir strateji
Zapatistalar, Kuzey Amerika Serbest Ticaret Anlaşması (NAFTA)'nın yürürlüğe girme tarihi 1 Ocak 1994'te silahlı bir ayaklanma ile tanınıyorlar. Meksika devriminin ünlü lideri Zapata'dan ismini alan, Maoizm ve Kurtuluş Teolojisi'nden etkilenen Ulusal Kurtuluş Ordusu (EZLN) isyanı Meksika devletini yenilgiye uğratmadı ama serbest piyasa kapitalizmine karşı öfkeye ilham kaynağı oldu. Yerel ve uluslar arası destek Meksika ordusunun Zapatistaları ezip geçmesini engelledi.
Zapatistalar 2001'de yerel halklara otonomi talebi ile bütün ülkede yürüyüşler düzenledi. Otonomiye dair yasa önerisi Meksika kongresi tarafından reddedildi. Zapatistalar da kurdukları ve nüfusun neredeyse tümünün yoksul yerli halktan oluştuğu Chiapas'a geri çekildi.
Otonomi fikri iktidarı almadan dünyayı değiştirme stratejisine tekabül ediyor. Ne var ki bu, kapitalist devletin hareketi görmezden geleceği anlamına gelmiyor. Zapatistalar da bu soruna yanıt vermeye çalışıyor. Temmuz ayında yapılacak başkanlık seçimleri, sorunu daha acil bir şekilde gündeme getiriyor.
Seçimi, Demokratik Devrim Partisi (PRD) adayı Andres Manuel Lopez Obrador'un kazanacağı düşünülüyor. Obrador, Brezilya'da Lula hükümeti gibi serbest piyasa yandaşı olarak tanınıyor. Zapatistalar'ın 'Başka Kampanya'sı PRD ile ittifakının bozulduğuna işaret ediyor. Daha da önemlisi Zapatistalar, bölgesel otonomi taleplerinin ötesine geçerek ulusal düzeyde politika yapmaya yöneldiler. Zapatistaların geçen yaz yayınladığı Lacandon Ormanları deklarasyonu da sadece neo-liberalizmi değil kapitalizmin kendisini hedef alıyordu. Deklerasyon Meksika yerlilerinin hak mücadelesinin ancak işçi, köylü ve öğrenci mücadeleleri ile birleşerek ileri gidebileceğine de büyük bir vurgu yapıyordu.
Zapatistaların otonomculuktan mücadele birliği stratejisi ile ulusal düzeyde politikaya yönelmelerinde Latin Amerika'da yükselen isyan ve değişim dalgasının büyük bir etkisi olduğu son derece açık. Zapatistalar sandıkta bir alternatif oluşturmak istemiyorlar ve anti-kapitalist birleşik mücadelenin nasıl yürütüleceği tartışmasının da daha olgunlaştırılmaya ihtiyacı var.

 

sayfa başına dön


 
gazete arşivine git