Güncelleme:
04.03.2008
             

 

Site içi arama


google'da ara
antikapitalist'te ara


Demokrasi, eşitlik, adalet ve barış için

Yasaklara Karşı Özgürlükleri Savunalım

Sertuğ Çiçek

Özgürlükler yasaklarla korunamaz

Türban tartışmasında 2 cephe var: Birincisi yasak aynen devam etmeli diyenler, ikincisi ise yasak kalkmalı diyenler.
Türbanın temsil ettiği siyasal İslamın "laikliği" ve "mevcut demokratik haklarımızı" tehdit ettiğini düşünenlerin büyük kısmı yasağın aynen devam etmesi gerektiğini savunuyor. Bu kesim, türban düzenlemelerinin masum bir özgürlük talebinin karşılanması olarak görülemeyeceğini, baskıcı bir şeriat düzenine giden yolda önemli bir adım olduğunu iddia ediyor. İslamcıların devleti yavaş yavaş ele geçirdiklerini ve türbana verilecek özgürlüğün bir süre sonra türbansızların özgürlüğünü ortadan kaldıracağını öne süren bu kesim özgürlüklerimizi korumak için türbana özgürlük verilmemesi gerektiğini savunuyor.
Geçen yıl Abdullah Gül'ün cumhurbaşkanı seçilmesini engellemek amacıyla düzenlenen "Cumhuriyet Mitingleri"nde alanları dolduran milyonlarca kişinin türban düzenlemeleri nedeniyle bir kez daha yaşadığı bu korku, tedirginlik ve bir şey yapma-müdahale etme çabası ne yazık ki ne toplumun çoğunluğu yararına ne de bu hassasiyete sahip olanlar için bir çözüm üretiyor.

Çünkü, özgürlüklerine titizlikle sahip çıkmak isteyen bu kesim, ne yazık ki korkularına teslim olarak özgürlük karşıtı bir cephenin parçası, baskıcı ve yasakçı bir anlayışın toplumsal tabanı haline geliyor.

Yasakçıların liderliğini yapan en önemli odaklar yüksek yargı, rektörler ve generaller. Devletin belkemiği olan bu güçlerin, daha fazla özgürlük, demokrasi, adalet, barış isteyenlere ve bu taleplerin sözcülüğünü yapan sola karşı tutumlarını herkes bilir. Bu odakların bugüne kadar demokrasi, özgürlük, adalet ve barışa en ufak bir katkıları olmamıştır. Cumhuriyeti savunuyoruz, demokrasiyi savunuyoruz diyen bu kesimler, kendi cumhuriyet anlayışlarını bile savunmamaktadırlar.
Cumhuriyetin TDK sözlüğündeki anlamı aynen şöyledir: "Milletin, egemenliği kendi elinde tuttuğu ve bunu belirli süreler için seçtiği milletvekilleri aracılığıyla kullandığı yönetim biçimi."

En çok oy alan partiyi kapatabilen, seçilmiş milletvekillerinin kararlarını yargıya verdikleri talimatlarla ortadan kaldırmaya çalışanların savunduğu cumhuriyet ile "cumhuriyet mitingleri"ne giden büyük çoğunluğun savunmayı istediği cumhuriyet arasında ciddi bir fark var.

Toplumun büyük çoğunluğu yoksulluk ve sefalet içinde yaşarken, iç savaş, operasyon vb nedenlerle gençlerimiz ölüp öldürürken, iş kazalarında, trafik kazalarında, depremde binlerce insan ölürken; kısaca çoğunluk acı çekerken küçük bir azınlığın sefa içinde yaşamalarını sağlayan cumhuriyeti mi savunacağız! Çoğunluğun acı çekmesi, yoksulluğu üzerine yükselen seçilmemişlerin cumhuriyetini savunanlar, toplumu zaten sınırlı olan özgürlükleri elden gidecek diye korkutarak kendi peşlerine takmaya çalışıyorlar. Onların korumaya çalıştığı şey bizlerin başı açık dolaşma özgürlüğümüz, demokrasi ve sözlükteki anlamıyla cumhuriyet değil; kendi kurdukları düzendir. Bu nedenle bu kesimler özgürlük, adalet, eşitlik, barış taleplerinin asıl düşmanıdırlar ve olanlarla yan yana gelerek özgürlükleri savunmak imkansızdır.

Solun büyümesini engellemek için imam hatipleri açanlar, İslami fikirleri, cemaat ve tarikatları kullanmaya çalışanlar şimdi bir avuç imam hatip öğrencisi için yüz binlerce meslek liseliyi mağdur ediyorlar. Gerekçeleri de demokrasiyi savunmak!
Kadın haklarından bahsederek türban yasağını devam ettirmek için bizden destek isteyen bu güçler iki yüzlüdür. Reklam filmlerinde, televizyonlarda, mahkemelerde, kitaplarda, gazetelerde, hemen her alanda kadını seks nesnesi haline getiren, tecavüz ve namus cinayetlerine göz yuman, kadınları düşük ücretli ve güvencesiz işlere mahkum edenler bu ülkeyi yıllardır yönetenler değil mi? Şimdi hangi hakla kadın haklarını ağızlarına alıyorlar! Türban yasağı ile hiç de az olmayan sayıda kadının okuma ve kamusal alanda çalışma hakkını elinden alıp evlerine hapsetmeye çalışanlar kadın haklarını savunabilirler mi?

Okullarımızda çalışanlar ve öğrencileri bunaltan uygulamaların başında olan rektör ve müdürler, demokrasi adına türban yasağını savunmamızı istiyorlar. Demokrasi ile rektörlük makamı aynı cümle içinde bile abes duruyor!

Demokrasi, üniversitelerde resmi ideolojiyi yeniden üretmenin bekçiliğini yapan rektörlere, devletin belkemiği olan ve her şeyden önce vatan gelir diyerek verdikleri ölüm emrine kayıtsız itaat etmemizi isteyen generallere, yasaları uygulamakla görevli yargıçlara, müdür ve patronlara bırakılamayacak kadar değerlidir. Onlar demokrasiden güç almazlar; onların gücü ekonomik üstünlüklerinden, silahlarından, yasa(k)lardan gelir. Atanmış olanlar seçmenlere hesap vermezler, seçmenler tarafından görevden alınamazlar. Demokratik süreç ve denetim dışında kalan bu kesimin demokrasi savunusu sahtedir.
Sahip olduğumuz özgürlüklerimiz ve sınırlı demokratik haklarımızı korumanın yolu, yasak ve baskılara destek vermek olamaz. Özgürlüklerimizi kaybedeceğiz korkusuna teslim olmadan, bütün özgürlüklerimizi tutarlı ve kararlı şekilde savunmalıyız.

'Gazete' sayfasına git
sayfa başına dön


 
gazete arşivine git kütüphane