![]() |
|||
Güncelleme: 04.03.2008 |
|||
|
|
|
||||||||||||||||||||||||||||||||
Demokrasi, eşitlik, adalet ve barış içinYasaklara Karşı Özgürlükleri SavunalımSertuğ Çiçek Özgürlükler yasaklarla korunamazTürban tartışmasında 2 cephe var: Birincisi yasak aynen
devam etmeli diyenler, ikincisi ise yasak kalkmalı diyenler. Çünkü, özgürlüklerine titizlikle sahip çıkmak isteyen bu kesim, ne yazık ki korkularına teslim olarak özgürlük karşıtı bir cephenin parçası, baskıcı ve yasakçı bir anlayışın toplumsal tabanı haline geliyor. Yasakçıların liderliğini yapan en önemli odaklar yüksek
yargı, rektörler ve generaller. Devletin belkemiği olan bu güçlerin, daha
fazla özgürlük, demokrasi, adalet, barış isteyenlere ve bu taleplerin
sözcülüğünü yapan sola karşı tutumlarını herkes bilir. Bu odakların bugüne
kadar demokrasi, özgürlük, adalet ve barışa en ufak bir katkıları olmamıştır.
Cumhuriyeti savunuyoruz, demokrasiyi savunuyoruz diyen bu kesimler, kendi
cumhuriyet anlayışlarını bile savunmamaktadırlar. En çok oy alan partiyi kapatabilen, seçilmiş milletvekillerinin kararlarını yargıya verdikleri talimatlarla ortadan kaldırmaya çalışanların savunduğu cumhuriyet ile "cumhuriyet mitingleri"ne giden büyük çoğunluğun savunmayı istediği cumhuriyet arasında ciddi bir fark var. Toplumun büyük çoğunluğu yoksulluk ve sefalet içinde yaşarken, iç savaş, operasyon vb nedenlerle gençlerimiz ölüp öldürürken, iş kazalarında, trafik kazalarında, depremde binlerce insan ölürken; kısaca çoğunluk acı çekerken küçük bir azınlığın sefa içinde yaşamalarını sağlayan cumhuriyeti mi savunacağız! Çoğunluğun acı çekmesi, yoksulluğu üzerine yükselen seçilmemişlerin cumhuriyetini savunanlar, toplumu zaten sınırlı olan özgürlükleri elden gidecek diye korkutarak kendi peşlerine takmaya çalışıyorlar. Onların korumaya çalıştığı şey bizlerin başı açık dolaşma özgürlüğümüz, demokrasi ve sözlükteki anlamıyla cumhuriyet değil; kendi kurdukları düzendir. Bu nedenle bu kesimler özgürlük, adalet, eşitlik, barış taleplerinin asıl düşmanıdırlar ve olanlarla yan yana gelerek özgürlükleri savunmak imkansızdır. Solun büyümesini engellemek için imam hatipleri açanlar,
İslami fikirleri, cemaat ve tarikatları kullanmaya çalışanlar şimdi bir
avuç imam hatip öğrencisi için yüz binlerce meslek liseliyi mağdur ediyorlar.
Gerekçeleri de demokrasiyi savunmak! Okullarımızda çalışanlar ve öğrencileri bunaltan uygulamaların başında olan rektör ve müdürler, demokrasi adına türban yasağını savunmamızı istiyorlar. Demokrasi ile rektörlük makamı aynı cümle içinde bile abes duruyor! Demokrasi, üniversitelerde resmi ideolojiyi yeniden üretmenin
bekçiliğini yapan rektörlere, devletin belkemiği olan ve her şeyden önce
vatan gelir diyerek verdikleri ölüm emrine kayıtsız itaat etmemizi isteyen
generallere, yasaları uygulamakla görevli yargıçlara, müdür ve patronlara
bırakılamayacak kadar değerlidir. Onlar demokrasiden güç almazlar; onların
gücü ekonomik üstünlüklerinden, silahlarından, yasa(k)lardan gelir. Atanmış
olanlar seçmenlere hesap vermezler, seçmenler tarafından görevden alınamazlar.
Demokratik süreç ve denetim dışında kalan bu kesimin demokrasi savunusu
sahtedir. |
|||||||||||||||||||||||||||||||||
|
|||||||||||||||||||||||||||||||||