![]() |
|||
Güncelleme: 18.11.2009 |
|||
|
|
|
|||||||||||||||||||||||||||
Günümüzün en önemli Marksist’ini yitirdikCem Uzun Bu tanım fazla iddialı görülebilir ancak Chris Harman'ın devrimci Marksist olarak geçirdiği elli yıla yakın bir süre içindeki başarılarına bakarsak yaptığı katkıların ne denli devasa olduğunu anlarız. Harman’ın kuşkusuz çok başarılı olabileceği akademik dünyadan bilinçli olarak uzak durdu. Bu nedenle yazdığı kitapların binlerce devrimci tarafından okunması ama akademik Marksizm çevresindeki aydınlara arasında daha az tanınmasını beraberinde getirdi. Harman'ın yazılarının gücünü sağlayan en önemli etken kelimenin en olumlu anlamı ile “profesyonel devrimcilik” konusundaki kararlılığıydı. Harman hareketin teorik ve politik ihtiyaçlarını öngören bir yerden, hareketi beslemek ve hareketin içindeki tartışmalara yanıt üretmek üzere yazan bir devrimciydi. Yirmi yılı aşkın sürede haftalık Socialist Worker gazetesinin editörlüğü sırasında hareketin acil ihtiyaçlarına yanıt verme çabası da Harman’ın çalışmalarına biçim verdi. Harman fikirlerini Tony Cliff tarafından oluşturulan bir çerçeve içinde geliştirdi. Cliff, hareketin İkini Dünya Savaşı sonrasında oluşan iki kritik politik sorunla başetmesi üzere Marxist ve Troçkist geleneği geliştirmişti. Troçki İkinci Dünya Savaşı’nın Batı’da ekonomik kriz, Doğu’da da Stalinist rejimlerin karşı devrim veya yeni devrimlerle yıkılacağını düşünüyordu. Ancak her ikisi öngörü de yanlıştı. Dünya ekonomisi kesintisiz büyüme sergilerken Stalinizm değil krize girmek Çin’e doğru yayıldı. Chris Harman halen lisedeyken Tony Cliff’in kurduğu Socialist Review grubuna katıldı . Harmen grubun analizlerinin derinleşmesine katkı sunmanın yanı sıra 1968’de yaşanan radikalleşmeye ayak uydurabilmesinde önemli bir rol oynadı. Harman’ın yazdıkları kadar ne zaman yazdığı da çok önemli. Birçok yazar benzeri şeyleri çok sonraları konu edeceklerdi. Harman’ın rolü hareketin karşılaşacağı sorunlara yönelik hareketi hazırlama ve politik olarak donatmaktı. “Devrim Nasıl Kaybedildi” 1967 sonbaharında yayınlandı. O ana kadar Stalinizm ile karşı karşıya olan sosyalistler için en kritik mesele Rusya’nın sosyalist olmadığını tespit etmekti. 1968 hareketinin patlak vermesi ve Rusya'nın Çekoslovakya'yı işgal etmesi üzerine Stalinizmin maskesini düştü. Bu kez de Leninizm’in kaçınılmaz olarak Stalinizm’e yol açmadığı argümanı sola doğru radikalleşen ama reformist fikirlerin etkisi altında olan kesimlerle yapılması gereken en kritik tartışma konumuna geldi. Harman'ın makalesi sosyalistleri önemli bir dönemeçte silahlandırdı. Bir yıl sonra “Parti ve Sınıf” makalesi ile Stalinizm’den uzaklaşırken sosyal demokrasiye yüzünü dönen özgürlükçülere de Leninist partinin Stalinizm’in anti-demokratik tekçiliği olmadığını ve Leninist bir partiyi inşa etmenin 1968 sonrası sosyalist hareketi yeniden kurmanın önemli bir gerekliliği olduğunu gösterdi. 1990'larda Harman “A People’s History of the World” (Halkların Dünya Tarihi) kitabı dışında Marksizm’e iki önemli katkıda bulundu. Bunlardan birincisi yükselen İslami hareket ve bunun hem batıda hem de İslam dünyasındaki önemi konusundaydı. Cezayir'de solun “laik” ordu ile ittifakı nedeniyle oluşan siyasi felaket üzerine Harman, İslam'ın çelişkilerini analiz etti ve solun neden Cezayir örneğini takip etmemesi gerektiğini tartıştı. 1994'te yayınlanan makale Türkiye solunun son 15 yıllık tartışmaları ve başarısızlığına ışık tuttu. “Peygamber ve İşçi Sınıfı” makalesi hala son derece büyük bir öneme sahiptir. 1997'de sol 28 Şubat Darbesi'ne karşı kararlı bir duruş geliştirmekte başarısız oldu. “Ne RefahYol ne Hazır Ol” politikası solun 10 yılı aşkın bir sürede fırsatları değerlendirememesine neden oldu. Süleyman Demirel'in “islamcılar hepimizi asacak” söylemini yansıtan politikalara sahip olan solun Harman'ın tartışmalarına ihtiyacı vardı. Sol İslami hareket konusunda net olsaydı bugün kararsız bir şekilde de olsa bazı demokratik reformları gerçekleştiren ve TSK'nın gücünü sarsan İslami kökenli bir hükümet karşısında felç olmaz ve daha da önemlisi ordunun yanında yer almazdı. Harman’ın diğer büyük katkısı ise bir düzineyi aşkın makale ve iki önemli kitapta geliştirdiği kapitalizmin krizi analizidir. Harman ABD'de Clinton dönemindeki ekonomik büyümenin hem birey hem hükümet borçlanmasına dayandığına dikkat çekerek burjuva ekonomistlerinin hiçbir şekilde öngörmedikleri krizi somut verileri ortaya koyarak ayrıntılandırdı. Harman Eylül 2008'de patlak veren kriz nedeniyle üzerinde çalıştığı “Zombi Kapitalizm” kitabının önemli bir kısmını gözden geçirmek zorunda kaldı. Bu gözden geçirmenin nedeni kriz öncesinde kitapta yaptığı bir dizi öngörünün artık hayat bulmuş olmasıydı. Kriz patlak verdikten sonra da Harman felaket tellalığı yapanlara karşı kapitalizmin geleceği konusunda uyarılarda bulundu. Harman mali kriz ortamında hareketin ihtiyacının el ovuşturarak sistemin çökmesini umut etmek değil, krizin etkilerine karşı mücadele politikalarını geliştirmek olduğunu tartıştı. Kapitalizm çelişkili olmakla birlikte direngendir. İşçi sınıfı krizin faturasını ödedikçe ayakta kalır. Harman hükümetlerin devasa kurtarma programları ile mali piyasaların çöküşünün kapitalist sisteme etkisini bir düzeyde giderilebileceği konusunda uyarıda bulundu. Bu konuda da haklı çıktı. Sistemin kendi kendine çökeceği beklentisini yaymak işçi sınıfı hareketini atelete iter. Harman’ın çalışmalarının çok sayıda devrimci için bu kadar işlevsel olmasının nedeni her makale ve kitabının mücadele alanındaki tartışmalara yanıt veriyor olmasıdır. Mücadelenin ihtiyacı ile örtüştüğü için de öyle kolay unutulacak gri teorik çalışmalar değiller. Harman'ın makale ve kitaplarını yazmasındaki hedefi dünyayı daha iyi bir yer haline getirebilecek işçi sınıfı mücadelelerine katkı yapacak ve yön verecek devrimci bir örgütlenmenin inşa edilmesiydi. Bu mücadeleyi sürdürmeli ve her ne kadar yetersiz görsek de Harman'ın ani ölümünün bıraktığı boşluğu doldurmalıyız. Yazının İngilizcesini okumak için buraya tıklayın |
||||||||||||||||||||||||||||